Atalay Gümrah

Atalay Gümrah

Başyazı
 

Son yıllarda teknolojide yaşanan gelişmeler uluslararası ticarette rekabet koşullarını hızla değiştiriyor. Yeni ve yıkıcı iş modelleri, dijitalleşmenin de etkisiyle hepimizi en iyi bildiğimizi düşündüğümüz işleri bile yeniden öğrenmeye, kurgulamaya ve değer zincirindeki konumumuzu sorgulamaya davet ediyor.

Böyle bir ortamda dünya ekonomisinin bir yıl öncesinden daha kırılgan olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz. Gelişen teknoloji ve artan maliyetler rekabetçiliği önemli ölçüde etkiliyor. Birçok ülke, ilave gümrük vergileri, kotalar, tarife dışı engeller gibi kısıtlamalarla hem iç piyasalarını, hem de uluslararası pazarlardaki çıkarlarını korumaya çalışıyor.

Ticaret savaşları ile artan gerginlikler, uluslararası ilişkileri de tehdit ediyor. Avrupa ekonomilerinin son yıllarda yakaladıkları ivmenin yavaşladığı sinyalleri geliyor. Buna Brexit süreci de eklenince, Avrupa’da belirsizliğin artma olasılığı iş insanlarını kaygılandırıyor. Korumacılık ve artan jeopolitik risklere, giderek sıkılaşan yeni finansal koşullar ekleniyor. Özetle, hemen hemen her sektörde oyuncuların hareket alanı daralıyor.

Türkiye ekonomisi dünyadan bağımsız bir ekonomi değil. Uluslararası dalgalanmalardan her ülke gibi biz de etkileniyoruz. Ayrıştığımız noktalar, kendimize has sorunlarımız da var. İthalata dayalı bir büyüme modeli ile kalkınmada umduğumuz kadar başarılı olamayacağımızı görüyoruz. İhracatımızı daha da arttırmamız gerekiyor. İhracatla işini büyüten bir iş dünyası, yenilikçilikte, inovasyonda ve markalaşmada da kendisine koyduğu hedeflere er ya da geç ulaşabilir. Dünya piyasalarında rekabet gücünü sürdürebilmenin tek yolunun yenilikçilik olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu nedenle, araştırmaya, geliştirmeye ve markalaşmaya da yeterince kaynak ayırmamız gerekiyor. Dünya pazarından daha fazla pay almaya yönelik senaryolar üzerinde yoğunlaşarak içinde bulunduğumuz dönemi daha kolay atlatabileceğimizi öngörüyoruz. Bu yolda, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile paylaştığı ortak bir gelecek hedefini daha da güçlendirmesinin önemli ve değerli olduğunu düşünüyorum.

Sadece ülkemizin ekonomi yönetiminin değil, aynı zamanda iş insanlarının, tüketicilerin ve her birimizin çabalarıyla, her zaman olduğu gibi, değer yaratmaya devam etmemiz gerekiyor. Türkiye’nin, karşılaşacağı güçlükler ne olursa olsun, girişimcilik potansiyeline ve iyi yetişmiş insan gücüne dayanan; ihracata öncelik veren bir atılımla, ayrıcalıklı bir konuma gelebileceğine inanıyorum.

Türkiye’nin kalkınma çabalarında işçi ve işveren sendikalarımızın da önemli bir sorumluluğu bulunuyor. Toprak İşverenleri olarak, 25. Genel Kurul Toplantımızı gerçekleştirerek, yeni bir döneme başladık. Aynı inanç ve sorumlulukla, çalışmalarımıza devam ediyoruz. İnanıyorum ki, ülkemizi ve sektörümüzü bekleyen her türlü güçlükten, yine güçlenmiş olarak çıkacağız. Yeni döneme girerken kendimizi, sektörümüzü ve içinde bulunduğumuz iş ekosistemini yeniden keşfetmeye çalışacak; kendimizi ve yönettiğimiz süreçleri nasıl yenileyebileceğimizi tekrar tekrar düşüneceğiz. Bu şekilde, yenilenmenin, değişimin ve başarının nasıl bir parçası olabileceğimize ilişkin sorularımıza yanıtlar bulmak da mümkün olacak. Endüstri ilişkilerimizde, işyerlerimizde örgütlü sendikalar ve tüm çalışanlarımızla beraberce yarattığımız yapıcı sosyal diyaloğun korunması ve daha da güçlendirilip geliştirilmesi için yorulmadan çaba göstermeyi sürdüreceğiz.

Bu vesileyle, işlerinizde kolaylık, bereket ve hayırlı işler dilerim.

Atalay GÜMRAH

              Yönetim Kurulu Başkanı

 

 

 

 

 

 

Beylerbeyi Mahallesi, Havuzbaşı Sokak No: 40 Üsküdar 34676 İstanbul - Türkiye

toprak@toprakisveren.org.tr

0216 422 09 39

0216 422 09 49