Başyazı

Geride bırakmaya başladığımız korona virüs salgını ve yaşadığımız   jeopolitik gerginlikler globalleşme konusundaki ezberleri bozuyor. Tedarik zincirlerine bakışımız gibi iş yapış şeklimiz de değişiyor. Her açıdan yeni bir düzenin kurulduğunu düşündüren gelişmeler yaşanıyor.

Bu ortamda girişimciler için yerel pazarlardaki konumlarını pekiştirmenin yanı sıra, uluslararası bağlarını güçlendirmek ve güçlü yeni bağlar kurmak daha da önem kazanıyor. Belirsizliklerle dolu bu dönemi güçlü ihracat potansiyeli ve büyüme performansı ile aşmamıza rağmen kırılganlıklarımız da devam ediyor.

Henüz pandeminin etkisinden kurtulamamışken, dünya yeni bir kriz ile, Rusya-Ukrayna savaşıyla karşı karşıya kaldı. 2022’de daha etkin bir toparlanma beklenirken savaş tüm öngörülerimizi değiştirdi. Yakın coğrafyamızdaki bu savaştan ekonomik ve ticari anlamda en çok etkilenen ülkelerin başında Türkiye geliyor.  Her iki ülke ile yıllık dış ticaret hacmimiz 42 milyar dolar civarında. Enerjiden tarımsal ürünlere, ara malzeme ticaretinden turizme kadar her iki ülke ile birçok alanda iş birliklerimiz bulunuyor. Dolayısı ile bu savaş jeopolitik anlamda Türkiye’yi daha stratejik bir konuma, ekonomik anlamda daha hassas bir noktaya taşımakta.

Artan bölgesel gerilimlerin yanı sıra, TL’nin değer kaybı, gıda, petrol, doğal gaz ve elektrik fiyatlarındaki artışlar ve buna bağlı olarak yükselen enflasyonun yarattığı risklerin çok daha ciddi boyutlara gelmesinden kaygı duyuluyor. Ticaret hacminin azalması, büyümenin yavaşlaması, yatırımların ivme kaybetmesi dünya ticaret ve tedarik dengelerini değiştiriyor. Bu ortamda, hemen hemen tüm sektörlerde olduğu gibi toprak işverenleri de maliyetlerini verimlilik esasına göre yönetmeye, iç ve dış pazarlar arasında sağlıklı bir denge kurarak üretmeye devam ediyor. Bu çabalar içinde, özellikle enerji ve istihdam maliyetlerindeki devam eden artışın, enerji arzı ve güvenliğine yönelik belirsizliklerin en çok kaygı yaratan kalemler olduğunu özellikle belirtmeliyiz.

Belirsizliklerin yüksek olduğu enflasyonist bir ortamda, bir yandan rekabetçiliğimizi korurken diğer yandan da sürdürülebilir bir büyümeyi nasıl sağlayabiliriz? Sürdürülebilir ve rekabetçi bir değer zinciri için girişimciler, bugün dijitalleşme ve yeşil dönüşüme de önemli bir kaynak ayırmak durumundalar. Çünkü; gelişen teknolojiyi, dijitalleşmeyi ve yeşil dönüşümü iş süreçlerine entegre edebilenler, küresel yarışta da bir adım daha öne çıkabiliyor. Her bir girişimcinin bu alanda ayrı ayrı çabaları, ülkemizin de rekabetçiliğini olumlu yönde etkiliyor. Ülkemiz geçtiğimiz yıl Paris Anlaşması’nı onayladı ve 2053 net sıfır emisyon hedefini açıkladı. Kaynakları verimli kullanarak, üretim ve rekabet gücümüzü geleceğe taşıyacak dönüşüm projelerini hayata geçirerek küresel piyasaların daha da güçlü bir oyuncusu olacağımıza içtenlikle inanıyorum. Bu vesileyle, yaşanan salgın, savaş, jeopolitik gerilim ve benzeri krizlerin en kısa zamanda son bulmasını umuyor; sağlık, huzur ve işlerinizde bereket diliyorum.

Atalay GÜMRAH

Yönetim Kurulu Başkanı