Başyazı

Son yıllarda yaşanan salgın ve krizlerin etkisi ile hızlı bir değişim ve dönüşüm içine giren küresel ekonomide risklerin arttığı kritik bir dönemden geçiyoruz. Türkiye’nin 2022 yılı büyüme beklentisi giderek düşerken, enflasyonist baskılar öne çıkıyor.

Jeopolitik gelişmelerin de etkisiyle enerji ve gıda fiyatlarında devam eden artışlar, tedarik zincirinde yaşanan kırılmalar dikkate alındığında önümüzdeki dönemde enflasyonun yüksek oranda devam edeceğini söylemek için kâhin olmaya gerek yok.

Rusya-Ukrayna savaşının üretim maliyetleri üzerindeki etkisini derinden hissediyoruz. Ham madde ve lojistik bağlantılarda yaşanan sıkıntılar, arz ve talep dengesizlikleri enflasyonu sadece ülkemizde değil, dünya genelinde uzun süredir görülmeyen seviyelere çıkardı.

Türkiye ekonomisi, kırılgan ve dışa bağımlı yapısı ile bu savaştan en çok etkilenen ülkelerin başında geliyor. Özellikle enerji maliyetlerinin üretim süreçlerine ağır bir şekilde yansıması, emtia ürünlerinde yüksek fiyat artışları, dış ticarette yaşanan daralma piyasaları yakından ilgilendiriyor. Geleceğe yönelik öngörüde bulunmayı ise zorlaştırıyor. Sektörümüz enerji yoğun yapısı ile toplam girdi maliyetlerinden önemli bir payı enerji harcamalarına ayırıyor, krizi en derin yaşayan sanayi kollarından biri olarak hassasiyetlerimiz her geçen gün artıyor.

Savaş, maalesef ekonomik olduğu kadar sosyal anlamda da çok ciddi yaralar açıyor, yeni göç dalgası ile dramatik izler bırakıyor. Bu krizin ölçeği savaşın ne kadar süreceğine bağlı. Belirsizliğin uzaması halinde başta Avrupa ekonomisi olmak üzere küresel ekonomi üzerinde yıkıcı etkiler yaratması kaçınılmaz.

Önemli bir dönüşümün eşiğindeyiz. İş dünyası bu anlamda önemli bir rol üstlendi. Tedarik zincirlerinin işleyişini bozan bir krizle baş etmeye çalışıyoruz. Uluslararası piyasalarda rekabet gücümüzü zorlayan bu dinamiklere karşı tüm değer zincirlerimizle üretim, yatırım ve istihdama yönelerek mücadele veriyoruz. Tüm ekosistemimizi harekete geçirecek yenilikçi teknolojik uygulamaları ve çözümleri üretim sistemlerimize uyarladık.

Ekonominin kronik sorunlarının başında gelen cari açık hızla büyümeye devam ederken, endişeleri tetikliyor. Türkiye’nin son 30 yılına baktığımızda değişmeyen bir ticaret açığı söz konusu. Üretimde ithalata bağımlılığın azaltılması için doğru sanayi stratejileri ile uluslararası pazarlarda elimizi güçlendirecek katma değeri yüksek yatırımlara odaklandık.

Savaşın etkisi ile birlikte yatırım ve ticaret alanları değişiyor, yeni güç dengeleri oluşuyor, yeni dengeler aynı zamanda yeni fırsatları da beraberinde getiriyor. Kaynakların daha rasyonel kullanıldığı yeşil bir dünyaya eviriliyoruz.

Avrupa’da başlayan yeşil mutabakat, yakın gelecekte uluslararası rekabetin kilit noktası olacak. İklim değişikliği ile ilgili olarak ülkece hızlı kararlar alıp uygulamaya koyduk. Çevreci teknolojilerle birlikte düşük karbon ekonomisine geçiş çalışmaları çok ciddi ilerliyor. Bu kapsamda karbon ayak izinden, işletmelerde atık yönetimine kadar yeşil ekonomiye geçişimizi kolaylaştıracak aksiyonları cesaretle hayata geçiriyoruz.

Enerji arz güvenliğini sağlamak ve yenilenebilir enerji kaynaklarını çeşitlendirmek için yapılan çalışmalarını memnuniyetle takip ediyoruz.

Sürdürülebilir bir gelecek için kullanılacak finansman maliyeti iklim değişikliğinin neden olacağı maliyetten çok daha düşük olacaktır.

Salgınlar, savaşlar ve yaşanan krizler toplumsal kesimler arasında gelir dağılımının bozulmasına neden oluyor. Kendi işkolumuzda her türlü iyileştirmelerle çalışanlarımızı korumaya ve gelir dağılımı adaletini sürekli kılmaya çalışıyoruz.

Birlik ve beraberlikle içinde bu zor günleri aşacağımıza inanıyorum. Önümüzde Kurban Bayramı var. Bayramınızı kutluyor, sağlıklı ve bereketli günler diliyorum.

Atalay GÜMRAH

Yönetim Kurulu Başkanı